SevdenuRLa her teLden



14/8/2008 - Bir Dost...

Kategori: HikayeLeR

 

  Bir Dost...


Saate bakmaksızın kapısını çalabileceği bir dostu olmalı insanın...

 

'Nereden çıktın bu vakitte' dememeli, bir gece yarısı telaşla yataktan fırladığında; gözünün dilini bilmeli; dinlemeli sormadan, söylemeden anlamalı...

 

Arka bahçede varlığını sezdirmeden, mütemadiyen dikilen vefalı bir ağaç gibi köklenmeli hayatında; sen, her daim onun orada durduğunu hissetmelisin. İhtiyaç duyduğunda gidip müşfik gövdesine yasabilmeli, kovuklarına sakabilmelisin.

 

Kucaklamalı seni güvenli kolları, dalları bitkin başına omuz, yaprakları kanayan ruhuna merhem olmalı...

 

En mahrem sırlarını verebilmeli, en derin yaralarını açıp gösterebilmelisin; gölgesinde serinlemelisin sorgusuz sualsiz...

 

Onca dalkavuk arasında bir tek o, sözünü eğip bükmeden söylemeli, yanlış anlaşılmayacağını bilmeli.

 

Alkışdığın da değil sadece, asıl yuhadığında yanında durup koluna girebilmeli. Övmeli alem içinde, baş başayken sövmeli ve sen öyle güvenmelisin ki ona, övdüğünde de sövdüğünde de bunun iyilikten olduğunu bilmelisin.

 

Teklifsiz kefili olmalı hatalarının; günahlarının yegane şahidi... Seni senden iyi bilen, sana senden ç güvenen bir sırdaş..

 

Gözbebekleri bulutdığında, yaklaşan fırtınayı sezebilmelisin. Ve sen ağladığında onun gözlerinden gelmeli yaş...

 

Yıllarca aynı ip üstünde çalışmış, cesaretle ihanet arasında gidip gelen bir salıncağın sınavında birbiriyle kaynaşmış iki trapezci gibi güvenle kenetlenmeli elleri...

 

'Parkurun bütün zorluklarına rağmen dostluğumuzu koruyabildik, acıları birlikte göğüsleyebildik ya; yenildik sayılmayız' diyebilmeli...

 

Issızlığın, yalnızlığın en koyulaştığı anda, küçücük bir kağıda yazdığımız kısa ama ümit var bir yazıyı yüreğe benzer bir taşa bağlayıp birbirimizin camından içeri atabilmeliyiz:

 

'Bunu da aşacağız!

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

23/7/2007 - Dayanamam

Kategori: HikayeLeR

              Dayanamam(gerçek bir Hikaye bu kadar ıspatlı olur)

 
(A$ağıdaKi AdRestende ŞARkısını DinLeyeßiLiRsiniz!)
 
 
Aynı mahallede oturan iki genç birbirini çok severLer. Ama bir türlü birbirlerine açılamazLar.Çünkü erkek içine kapanık ve utangaç
biridir...Uzaktan uzağa birbirbirlerinden habersiz birbirlerini çok severler...
Birgün çocuk ailesiyle başka bir şehre taşınmak zorunda kalır babasının işlerinden dolayı...Çocuk başka bir şehre taşınır ama ikiside uzaktan uzağa birbirlerini sevmeye devam eder...Sonunda çocuk dayanamaz ve duygularını belli eden bir mektup yazar ve postaya verir... Ardından çocukta çıkar kızın bulunduğu şehire gitmek için kız mektubu okuyunca konuşmak daha kolay olur diye...Çocuk yolda trafik kazası geçirir ve ölür...Kız çocuğun ölüm haberini alır ve perişan olur...Ölüm haberini aldıktan birgün sonra ise çocuğun mektubu postadan gelir...Kız olanların şaşkınlığıyla mektubu okuyunca gözlerine inanamaz...Çünkü yıllardır içten içe sevdiği kişi onu seviyormuş... ve bunları ondan duyamadan onun gözlerinin içine bakarak ''BENDE SENİ SEVİYORUM'' diyemeden onu kaybediyor...
ELinde mektup gözleri ağlamaktan şişmiş bir vaziyette Allaha yakarırken, ALLAHIM ONA İYİ BAK YA BENİDE AL YANINA YA GECEYİ YAK!!! gibilerinden birşeyLer yazıyor...O sözlere diğer sözler ekLeniyor ve bu şarkı ortaya çıkıyor...
Evet bu şarkı yaşanmış bir aşkı anlatıyor... Birbirini çok seven ama birbirlerini hiç yaşayamayan bir aşkı...
Sizden istediğim tek şey bu şarkıyı dinledikten sonra , birilerine söylemeyi düşündüğünüz ve sürekli ertelediğiniz şeyleri hemen o kişilere söylemeniz...
Çünkü unutmayın!!! Yarın bunları söyleyecek vakitiniz olmayabilir...
GeceLer Sessiz Sensiz KaLdı Bu Gece YıLdızlar Küskün Ay Suskun Bu Gece Şarkılar Bir Garip AğLıyorLar Bu Gece Zamansız Gidişin Hapis OLdu Yüreğime ALLahım Ona İyi Bak Ya Benide aL Yanına Ya Geceyi Yak Dayanamam İnanamam Bu Acıya KatLanamam...
Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

11/7/2007 - Kadınların İçindeki Küçük Kız

Kategori: HikayeLeR

 

 

 Kadınların İçindeki Küçük KıZ :))

 Bülent, avucunu açmış kendisine doğru elini uzatan adama ters ters baktı.Elli yaşlarında gösteren adam, görmeye alıştığı hırpani kıyafetli dilencilere benzemiyordu.Üzerindeki giysiler eski fakat temizdi. Eli yüzü temiz ve sağlıklı görünüyordu. "Sapa sağlam adam gidip çalışacağına dileniyor, belki benden daha zengindir" diye düşündü. Zaten canı çok sıkkındı, birde sinirlenmişti.

 Alaycı bir ses tonuyla:

 Ekmek parası mı istiyorsun ? diye sordu.

-Hayır çikolata parası lazım!

 Bülent'in kızgınlığı şaşkınlığa döndü. Espri yeteneği olan dilencinin halide başka oluyor diye düşündü.

-Niye siz ekmek bulamayınca çikolata mı yiyorsunuz?

-Hayır.Ekmek bulamadığımız günler genellikle bulgur pilavı yeriz,onuda bulamadıysak aç yatarız.

  Bülent adamın ciddi mi konuştuğunu yoksa dalga mı geçtiğini anlayamamıştı.

-Bu gün karnınız doydu üstüne tatlı mı istedi canınız?

-Fakirin canı mı olur ki, tatlı istesin beyim.

-Bu bir kamera şakası mı yoksa sen iş bulamamış stendapçı mısın?

-Hiçbiri değil. Sadece fakirim. Bugün karımın doğum günü, ona çikolata götürmek istiyorum.

-Doğum gününde yaş pasta alınır bildiğim kadarıyla.

-O bizim için değil zenginler için.Otuz yıllık evliliğimiz boyunca ona bir kez bile yaş pasta alamadım.Ama her doğum gününde mutlaka çikolata götürdüm. Çikolatayı çok sever.Adamın söyledikleri Bülent'in dikkatini çekmişti. O akşam karısıyla kavga etmiş, kapıyı çarpıp kendini sokağa atmıştı.Arabasınada binmemiş sahile kadar yürümüştü. Denizi seyretmekde onu rahatlatmamıştı .Oysa eskiden denizi seyrederken çok rahatlardı. Dalgalar sıkıntısını alıp götürürdü.Fakat karısının evde ağlıyor olduğunu bildiği için olsa gerek, hiçbir şey onu rahatlatmıyordu.Dilenciyle konuşurken biraz kafası dağılmıştı. "Acaba söyledikleri gerçek mi, yoksa uyduruyor mu" diye düşündü.

 -Cebinde bir çikolata alacak para yok mu şimdi?
  Bülent'in sorusu üzerine adam ceplerini boşalttı, bir nüfus cüzdanından başka birşey çıkmadı.

 -Ben dilenci değilim. İşim yok.Günlük çalışırım, ne iş bulursam yaparım.Fakat bugün bütün gün iş aradım, aksilik bu ya, hiçbir iş bulamadım.

  Bülent oturduğu bankı işaret ederek yer gösterdi.

 -Oturun biraz dertleşelim bari, dedi.

  Adam çekingen çekingen oturdu yanına.

 -Yokmu eşin dostun, borç alacak akraban?

 -Fakirin akrabalarıda fakir olur beyim. Bulurlarsa kendi karınlarını doyururlar.

 - Dilenecek kadar çok mu seviyorsun karını ?

 - Hem de çok seviyorum. Otuz yılımı aydınlattı o benim.

 -Hımmmm.Aşk hemde otuz yıl süren aşk. Hayret doğrusu! Aşkın ömrü en fazla üç yıl diyorlar oysa. Sen otuz yıldan bahsediyorsun.

 -Evet.Geçen yıllar sevgimi azaltmadığı gibi artırdı.

 -Söyle o zaman nedir evlilikte mutluluğun sırrı?
  Söylediklerine bakılırsa sen mutluluğun formülünü bulmuş gibisin.

 -Ben ilkokulu bile bitirmedim.Öyle formül falan bilmem.

 -Formül dediysem kimya formülü sormuyorum canım. Bende altı yıllık evliyim. Sevdiğim kadınla evlendim, fakat mutlu değilim. Sürekli kavga diyoruz. Daha iki saat önce kapıyı çarptım çıktım.
Evimiz, arabamız, işimiz, gücümüz, her şeyimiz var, ama mutlu değiliz.Senin hiçbir şeyin yok, ama mutlusun. Para mı acaba bizi mutsuz eden?

 -Hiçbir şeyim yok mu? Hayır benim herşeyim var. Benim karım her şeyim.Sevgilim, eşim, arkadaşım, hayat yoldaşım. Hayatımı paylaştığım insandan daha değerli ve daha önemli ne olabilir ki dünyada?
  Sizin ev, araba, iş diye her şey dediğiniz şeylerdir aslında hiçbir şey olan.

 -Öyle deme, şu kadar varlığın içinde bile karım herşeyden şikayet ediyor.Birde fakir olsam kim bilir ne olur?

 -Altın tasın, kan kusana faydası yoktur beyim. Sen kadın ruhunu hiç anlamamışsın. Hiçbir kadın iyi bir evde oturduğu, hergün çeşit çeşit yiyecekler yediği için mutlu olmaz. Bir kadın, kocasının her şeyi olduğunu bildiğinde ancak mutlu olur.

 -Sizin mutluluğunuzun sırrı bumu ?

 -Olabilir. Ben karıma değerli şeyler alamıyorum ama ona benim için ne kadar değerli olduğunu hissettiriyorum.O da çok mutlu oluyor.

 -Bir kadına değerli olduğunu nasıl hissettirilir?

 -Küçük kızı severek.

 -Küçük kız mı ? Hangi küçük kız ?

 -Yaşı kaç olursa olsun her kadının içinde hiç büyümeyen bir küçük kız vardır. O kızı ne kadar çok sever, ne kadar çok mutu edersen, o kadını da o kadar mutlu edersin.

 -Nasıl yani ?

 -Küçük kız neleri sever, nelerden hoşlanır bir düşünün. Küçük kızlar hep beğenilmek, ilgi görmek isterler.Güzel olduklarını duymaya bayılırlar.Kendilerine prensesmiş gibi davranılmasını beklerler.Küçük kızlar hep prenses olmayı hayal ederler.Sürprizlerden hoşlanırlar. Biraz şımartılmak isterler. Sevilmek ve sevildiklerini hep duymak isterler. İltifata doymaz küçük kızlar. Öyle değil mi?

 -Haklısın. Benim dört yaşımda bir kızım var. Adı Aylin. Her akşam boynuma sarılır "babacığım beni ne kadar seviyorsun?" diye sorar. Giysisini değiştirdiği zaman etrafımda "Baba güzel olmuş muyum?" diye sorar durur. Güzelsin dememde yetmez ona. " Harikasın prenses gibi olmuşsun"
demeliyim. Dünyanın en güzel kızı demeliyim.

 -İşte kadınlar bir ömür boyu bunu duymak isterler. Ben elli yaşındaki karıma böyle davranıyorum.Ömrümüz olurda seksen, doksan yılda yaşarsak ben ona böyle davranmaya devam edeceğim. Ona "bebeğim" diye hitap ediyorum çok hoşuna gidiyor. "Bebeğim bana bir çay yapar mısın?" dediğimde çay  yapmak için nasıl koşturduğunu görmelisiniz.

 -Hiç kavga etmezmisiniz siz?

 -Kavga evliliğin tadı tuzu. Arada bizde tartışırız. Küsüp barışmanın tadı ayrıdır. Benim karım bir keçi kadar inatçıdır.Onunla barışmak için uğraşmak ayrı bir keyif verir bana.

 -Benim eşim çok ciddi kadındır. Hiç küçük kız havası yok onda.

 -Küçük kızlar büyüdükleri zaman artık sevgi, ilgi istemeye utanırlar. En ciddi yada en yaşlı kadının bile o küçük kız mutlaka vardır. Yeterki sen o tatlı kızı sevindirmeyi, mutlu etmeyi bil ve o küçük kızı asla aldatma.Yoksa bir daha sana güvenmez ve ne yaparsan yap hep kuşkuyla bakar. Küçük kızlar hem çabuk mutlu olurlar hemde çabuk kırılırlar. Çok narindir onlar. Hoyrat elleri sevmezler. Yumuşak dokunuşları severler.

 -Bu tavsiyeni deneyeceğim.Fakat her zaman yapabilir miyim bilmiyorum.
  Bazen işlerim çok yoğun oluyor o zaman eve çok yorgun gidiyorum.

 -Bu sadece bir bahane.O küçük kızı mutlu etmek dünyanın en kolay işi.Çoğu zaman birkaç tatlı söz yeterli olur. Sen o küçük kızı mutlu ettiğinde karşılığını fazlasıyla alırsın. Artık o seni rahat ettirmek için elinden  gelen gayreti gösterir. Karısı mutlu olmayan erkek mutlu olamaz. Mutlu
olmak isteyen erkek önce hayat arkadaşını mutlu etmelidir.Düşünsene somurtkan, mutsuz,sürekli söylenen biriyle yolculuğa çıksan ne kadar mutlu olabilirsin.

 -Haklısında bende bütün gün ailem için çalışıp yoruluyorum.
 -Yine para, yine dış sebepler.Evet para önemli ve gerekli ama kadınlar para için erkekleri sevmezler. Para geçici mutluluklar verir. Kadınlar hediye almayı severler. Paran varsa hediye al tabi. Ama hediyeyle mutlu olmasını bekleme. Hediyenin yanına sevgini katmazsan hediyenin bir anlamı yoktur. Benim hiçbir zaman çok param olmadı. Günlük kazandım günlük yedik.  Bazen aç kaldığımız günler oldu.Hiçbir zaman karımın kulaklarına altın küpe takamadım ama her zaman aşk sözleri fısıldadım. Hiçbir zaman boynuna pırlanta gerdanlık alamadım ama hep öpücüklerle sevdim boynunu. Hiçbir zaman ona ipek elbiseler giydiremedim ama kendi bedenimle ipek elbise gibi yumuşacık sardım bedenini ve mutlu ettim onu.

  Adam ayağa kalktı.

 -Bana müsaade, artık gitmeliyim, karım merak eder.Sende git evine küçük kızın gönlünü al,belki o küçük kız şimdi evde ağlayıp duruyordur.

 -Bülent de ayağa kalktı. Kuvvetlice elini sıktı.
 -Sizi tanıdığıma çok memnun oldum.
  Elini bıraktı koluna girdi.Yolun karşısındaki pastaneyi gösterdi.

 -Hadi gel eşin için şuradan çikolatalı pasta alalım, dedi.

  Pastayı aldılar.Adam hayatında ilk defa karısına yaş pasta götürmenin mutluluğuyla, binbir teşekkür ederek evinin yolunu tuttu. Bülent'te pastanenin yanındaki manavdan karısının en sevdiği meyvelerden aldı.Evine geldiğinde karısı şişmiş gözlerle mutfak masasında oturmuş su
içiyordu. Bülent hiç konuşmadan meyveleri büyükçe bir tabağa döküp yıkadı., sonra eşinin önüne koydu.

  -Bunlar dünyanın en şanslı meyveleri, dedi.

   İnci hiç konuşmadı.

  -Sorsana "niye" diye.

   İnci kızgın kızgın:

  -Niye? diye sordu.

  -Çünkü dünyanın en güzel ve en tatlı kadınının midesine gidecek, dedi gayet ciddi bir ses tonuyla.İnci şaşırmıştı. Bir anda yüzünün ifadesi yumuşamıştı.

  -Bunlar senin sevdiğin meyveler, senin için aldım.

  -Hayret birşey! Her zaman kendi sevdiğin meyveleri alırdın. Benim hangi meyveleri sevdiğimi iyi hatırlamışsın. Aslında bu beklediğim istediğim bir  şeydi. "bak senin sevdiğin meyveleri aldım"
Ama şimdi kıymeti yok.Çünkü sana çok kırgınım, meyve alarak gönlümü alamazsın.

  -Özür dilerim seni kırdığım için.

   Sonra Bülent yere diz çöktü.

  -Cezam neyse razıyım. Ama bir tek şey istiyorum senden. Seni delice seven  bu adamı senden mahrum etme.

  -Bülent yere çömelmiş, boynu bükük bir vaziyette çok komik görünüyordu.

   İnci kıkır kıkır gülmeye başladı.

 -Affetmek o kadar kolay değil.Bakalım hangi cezalara katlanabileceksin, dedi.

   Bülent işte o zaman ona muzip muzip bakan eşinin içinde sakladığı küçük kızı gördü.Bundan sonra herşey daha farklı olacak diye düşündü.:):)

   Bence bütün kadınların içinde küçük bir kız var ya sizce???

 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

9/7/2007 - Parmaklarım Ne Zaman Geri Çıkacak?

Kategori: HikayeLeR

                            


 Parmaklarım Ne Zaman Geri Çıkacak?

 Adam yeni kamyonuna bakmak için evinden çıktığında, üç yaşındaki oğlunun gayet mutlu bir biçimde elindeki çekiçle kamyonunun kaportasını mahvettiğini görmüş. Hemen oğlunun yanına koşmuş ve çocuğun  eline çekiçle vurmaya başlamış. Biraz sakinleşince oğlunu hemen hastaneye götürmüş. Doktor, çocuğun kırılan kemiklerini kurtarmaya çalıştıysada elinden birşey gelmemiş ve çocuğun iki elinin parmaklarını kesmek zorunda kalmış.

 Çocuk ameliyattan  çıkıp gözlerini açtığında,bandajlı ellerini fark etmiş ve gayet masum bir  ifadeyle, "Babacığım,kamyonuna zarar verdiğim için çok üzgünüm." demiş ve  sonra babasına şu soruyu sormuş:"Parmaklarım ne zaman yeniden çıkacak?"  Babası eve dönmüş ve hayatına son vermiş... Birisi masaya süt döktüğünde ya da bir bebeğin ağladığını işittiğinizde bu öyküyü hatırlayın.Daha doğrusu sizi sinirlendiren herhangi bir durumda bu öyküyü hatırlayın.
 Çok sevdiğiniz birine karşı sabrınızı yitirdiğinizi anladığınızda, önce  biraz düşünün. Kamyonlar onarılabilir, ama kırılan kemikler ve incinen  duygular hiçbir zaman onarılamaz. İnsan hata yapar.
Hepimiz hata yaparız. Fakat öfkeyle ve düşünmeden yapılan şeyler , insanı  sonsuza kadar rahatsız eder. Harekete geçmeden önce durun ve düşünün. Sabırlı olun. Anlayış gösterin ve sevin...Unutmayınki son pişmanlık fayda etmez! 

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

9/7/2007 - MerhaßaLaR Herke$e

Kategori: HikayeLeR

Merhaba Arkadaşlar ;

ßen İzmiR'den SevdenuR..bloqumu belirli bir konuya yoğunlaştırmayı düşünmüyorum açıkçası.Aslında tam olarak birşeyler belirlemişte sayılmam..qüzel düşüncelerim var bunları elimden geldiğince sizinle paylaşacağım.ßenim blogumda güzel vakit geçireceğinizden emin olabilirsiniz..

Sende Beni Uyandırmıştın!

Saat 03.30'du.Adamın telefonu çalmaya başladı.Başını gömdüğü yastıktan binbir zorlukla kaldıran adam,yatak ucundaki telefona uzandı:
 
   "Alo!Kimsiniz?"
 
   "Benim oğlum,annen!"
 
   "Anne of ya.. Bu saatte ne var Allah aşkına! Yarın ne kadar önemli işlerim olduğunu bir
bilsen...."
 
   "Şey oğlum.."
 
   "Ne var anne, beni bu saatte uyandıracak kadar önemli ne var? Sabah arasan olmaz mıydı?"
 
    Anne, oğlundan duyduğu bu kırıcı sözlerden dolayı, çok üzülmüş ve çok incinmişti. Ağlamaklı bir sesle şunları söyleyerek telefonu kapattı:
 
   "Bundan tam otuzbeş yıl önce, böyle bir gece yarısı saat tam 03.30'da sende beni
uyandırmıştın! Doğum günün kutlu olsun evladım...''

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

9/7/2007 - 18 ya$ında

Kategori: HikayeLeR

 cdci kız
 Daha henüz 18 yaşındaydı, ama hayatının sonundaydı. Tedavisi mümkün olmayan ölümcül bir kansere yakalanmış, dert içinde eve kapanmıştı. Sokağ
a çıkmıyordu. Annesi... Bir de kendisi... O kadardı bütün hayatı...Bir gün fena halde bunaldı, dayanamadı, attı kendini sokağa. Bir yığın vitrinin önünden geçti.

 Tam bir cd satan dükkanıda geride bırakmıştı ki, bir an durdu. Geri döndü, kapıdan içeri, gözüne hayal meyal takılan genç kıza bir daha baktı. Kendi yaşlarında harika bir genç kızdı tezgahtar.. Hani ilk bakışta a$k derler ya, öyle takılıp kalmıştı işte...İçeri girdi. Kız gülümseyerek koştu ona...

 "Size nasıl yardım edebilirim" diye...Nasıl bir gülümsemeydi o... Hemen oracıkta sarılıp öpmek istedi kızı... Kekeledi, geveledi, sonra "Evet" diyebildi.. Rastgele bir plağı işaret ederek...
 "Evet.. Su cd'yi bana sarar mısınız?" Kız cd'yi aldı, içeri gitti. Az sonra paket edilmiş olarak
geri geldi. Aldı paketi, çıktı dükkandan, evine döndü, açmadan dolabına attı. Ertesi sabah gene gitti aynı dükkana. Gene bir  cd gösterdi kıza, sardırdı, aldı eve getirdi, attı paketi dolaba, gene açmadan..

Günler hep alınıp sardırılan cd'lerle geçti. Kıza açılmaya bir türlü cesaret edemiyordu. Annesine açıldı sonunda... Annesi "Git konuş oğlum, ne var bunda" dedi. Ertesi sabah bütün cesaretini topladı. Erkenden dükkana gitti. Bir cd seçti. Kız gülerek aldi plağı. Arkaya gitti,paketlemeye.

Kız içerdeyken bir kağıda "Sizinle bir gece çıkabilir miyiz" diye yazdı, altına telefon numarasını ekledi, notu kasanın yanına koydu gizlice.. Sonra paketini alıp kaçtı gene dükkandan...

  İki gün sonra evin telefonu çaldı. Anne açtı telefonu. Cd dükkanındaki

tezgahtar kızdı arayan... Delikanlıyı istedi. Notunu yeni bulmuştu da. Anne ağlıyordu. "Duymadınız mı" dedi. "Dün kaybettik oğlumu." Cenazeden birkaç gün sonra, anne oğlunun odasına girebildi sonunda..

Ortalığa çeki düzen vermeliydi. Dolabı açtı. Oraya atılmış bir yığın
açilmamış paket gördü. Paketleri aldı, oğlunun yatağına oturdu ve bir tanesini açtı.İç
inde bir cd vardı, bir de minik not..
"Merhaba. Sizi öyle tatlı buldum ki.. Daha yakından tanımak istiyorum. Bir ak$
am birlikte çıkalım mı. Sevgiler. Jacelyn!.
" Anne bir paketi daha açtı. Onda da bir cd ve bir not vardı. "Siz

gerçekten çok tatlı birisiniz, hadi beni bu gece davet edin artık. Sevgiler.Jacelyn!"

 Unutmayın. Düşündüğünüz seyi mutlak söyleyin. Birini seviyorsanız, söyleyin ona. Içinizdekini söylemekten korkmayın. Birisi hakkında ne hissediyorsanız söyleyin ona. Ve hemen söyleyin. Hemen! Çünkü, doğru zamanı bekler ve "İşte şimdi tam zamani" derseniz bir bakarsınız çok geç olmuş. Gününüze sahip olun ki, pişmanlıklar yaşamayasınız.

Yaşamı yaşanmaya değer yapan şey sevgidir... sevqiyle kalın...

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

ßloquma hoşgeldiniz!Her konuda birşeyler ßulabileceksiniz..! ** Aç herkese,açabildiğin kadar sineni; Ummanlar gibi olsun!İnançla geril ve insana sevgi duy;kalmasın alaka duymadığın bir mahzun gönül!...

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
asi35 Spacés

Kategoriler

Arkadaşlarım

busra
sumeyye2
gulumseyisim
ahsuvera
mavis62
yusuf talha
vezirhan
canisimmucize
orgucafe
glnrylmz
ahsen50
makyajteknikleri
acihangir
sukayne
deryagibiyim
aysenurca
caferose
büsra meltem
ciceklerrr
azmavi
birsihirbaz
gruphepsi84
aydanur42
dantelce12
seniseviyorumsemra
siirkutusu
emma96
tumguzellikler
duyguseli001
hayattandamlalar
mineninelbecerileri
pirilti6464
mizahcafe
0pagerdevil
sihirliyim